Metzamor Nükleer Reaktörü
Her biri 408 MW e güce sahip WWER-440/230 tipi 2 üniteden oluşan Metzamor nükleer santralı, başkent Erivan yakınlarında, sınırımıza yaklaşık 16 km. uzaklıktaki Metzamor sahasında bulunmaktadır.
Metzamor Nükleer Santralının ilk ünitesi 1979 yılında, ikinci ünitesi ise 1980 yılında ticari işletmeye alınmış ve Metzamor sahasına 90-100 km mesafede meydana gelen Aralık 1988 Spitak depreminden sonra, sismik güvenliğin yeterli seviyede olmadığı düşüncesiyle Mart 1989'da Rusya tarafından kapatılmıştır.
1993 yılında Ermenistan hükümeti enerji açığı gerekçesi ile 2. üniteyi tekrar açma kararı almış ve yapılan bazı iyileştirme çalışmaları sonrası üniteyi 1995'de devreye almıştır. Ermenistan elektrik ihtiyacının yaklaşık %40'ını bu üniteden karşılamakta olup santralın 2016 yılına kadar çalıştırılmasını öngörülmektedir.
Yeniden çalıştırılması kararı alınmasından itibaren Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Metzamor reaktörüne ilişkin gelişmeleri izlemeye ve gerekli önlemleri almaya başlamıştır.
WWER 440/230
WWER-440/230 tipi reaktörler Rus yapımı basınçlı su reaktörlerinin 1960 yılı tasarımına dayanan ilk neslidir. O dönemin Rus nükleer güvenlik standartı ve kriterlerine göre tasarımlanan WWER-440/230 reaktörler orijinal tasarımları ile günümüzün modern güvenlik standartları ve kriterlerinin öngördüğü yüksek güvenlik seviyesinin oldukça gerisindedir. Halen bu reaktörlerden Rusya'da 4 ünite ve Slovakya'da 2 ünite çalışmaktadır. Doğu Almanya'da bulunan 5 adet reaktör güvenlik seviyesindeki yetersizlikler nedeniyle Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesinden sonra, Bulgaristan'da bulunan son iki ünite ise AB'ye giriş koşulu olarak 1 Ocak 2007 itibarı ile kapatılmıştır.
1992 yılında, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) uzman ekiplerinin yapmış oldukları incelemeler sonucunda, WWER440/230'larda uluslararası kabul görmüş yüksek güvenlik seviyesini sağlamak için iyileştirme yapılması gereken yaklaşık 100 konu saptanmıştır. Bunlardan başlıcaları:
- Santralde bulunan yapı, sistem ve ekipmanların kalitesinin ve dayanımının standartlarının yükseltilmesi ve bu şekilde arıza olasılıklarının mümkün olan en düşük düzeye indirilmesi,
- Arızaların kazaya yol açmasını önleyecek veya alınan önlemlere rağmen kaza oluşuyorsa bunun etkisinin dışarıya ulaşmasını engelleyecek mevcut güvenlik ve kontrol sistemlerinin kapasiteleri ve yetenekleri arttırılarak, santralın olasılığı çok düşük olan olaylarla da başa çıkabilecek hale getirilmesi,
- Mevzut güvenlik ve kontrol sistemlerinin yedekli hale getirilmesi veya yedeklilik sayısının arttırılmasıyla bir olay sırasında müdahale ederken arızalanma olursa yedeğinin bu görevi üstlenerek gerekli güvenliğin sağlanabilir olmasının temin edilmesi,
- Bakım, onarım ve işletmenin yeterli vasıflara sahip kişiler tarafından önceden hazırlanmış prosedürlere göre yapılmasını sağlamak üzere gerekli altyapı ve dokümantasyonun hazırlanmasıdır.
Öte yandan, WWER-440/230 tipi reaktörler, Rus yapımı olmasına karşın, Çernobil'de kullanılan RBMK tipinden tamamiyle farklıdır. RBMK'da yaşananın benzeri bir kazanın WWER-440/230 tipi reaktörlerde yaşanması fiziksel olarak mümkün değildir.
Metzamor
Metzamor reaktörünün tekrar açılması konusu 1992 sonlarında gündeme gelmiş ve resmi olarak 1993 yılında beyan edilmiştir. TAEK, konunun ilk gündeme geldiği 1992 sonundan itibaren konuyu yakından incelemeye almış, Metzamor reaktörünü teknik ve güvenlik açından inceleyen bir de doküman hazırlayıp Şubat 1993 tarihinde yayımlamıştır. Bu dokümanda Metzamor reaktörünün mevcut güvenlik seviyesinin uluslararası kabul görmüş güvenlik standarların öngördüğü seviyenin oldukça altında olduğunu belirtilmektedir. Bu nedenle, ilgili devlet kuruluşlarımız "bu reaktörün gerekli güvenlik seviyesi yükseltme çalışmaları tamamlanmadan kesinlikle açılmaması gerektiği yönünde" uluslararası platformlarda birçok girişimde bulunmuş, ancak bu baskılar sonuç vermemiş ve Metzamor reaktörünün 2. ünitesi ''ülkenin acil elektrik ihtiyacı olduğu'' gerekçesiyle 1995 sonunda tekrar işletmeye alınmıştır. Metzamor işletmeye alınmadan önce, 1993-1995 arasında bazı iyileştirme çalışmaları yürütülmüştür. Bu süreçteki iyileştirme çalışmaları güvenlik iyileştirmelerinden ziyade tesisin 6 yıldır kullanılmaması nedeniyle oluşan problemlerin giderilmesi ve reaktörün işletilebilir hale getirilmesi amaçlı olmuştur. Güvenlik iyileştirmeleri ise başta sismik olmak üzere az sayıda hususu kapsamıştır.
Güvenlikle ilgili iyileştirmeler
Uluslararası baskılar ve mali destek sonucunda, iyileştirme çalışmaları güvenlik odaklı olarak 1998-2004 arasında uygulanan bir program çerçevesinde yeniden başlatılmıştır.
Yapılan iyileştirmeleri görmek üzere Kasım 2003'te gönderilen UAEA uzman heyeti, bazı konulardaki iyileştirme çalışmalarının tamamlanarak uluslararası standartlara uyumun sağlandığını, bazı konularda ise güvenlik seviyesi iyileştirilmekle birlikte bu seviyenin tam olarak istenen yüksek düzeyde olmadığını ortaya koymuş ve yapılması gereken ek çalışmaları vurgulanmıştır.
Önemli bir husus da Metzamor'un deprem dayanımı konusudur. Metzamor reaktörünün orijinal tasarımında dikkate alınan pik yer ivme değeri yaklaşık 7 şiddetindeki bir depreme karşılık gelen 0.1 g iken, inşaat aşamasında 2. ünitenin sismik dayanıklılığı arttırmak için bazı iyileştirmeler yapılmıştır. Bu ünitede yapılan iyileştirmelerle dayanıklılığın tüm yapı ve sistemler için yaklaşık 8 şiddetindeki bir depreme karşılık gelen 0.2 g'ye kadar, reaktörün bulunduğu bölmenin dayanımının ise 0.4 g'ye kadar çıkartıldığı ifade edilmektedir. Fakat bu durum UAEA uzmanları tarafından doğrulanmamıştır.
Uzmanların görüşüne göre 8 şiddetindeki bir depreme kadar santralde bir problem olması beklenmemektedir. Tüm yapı ve sistemler için sismik dayanımın 0.2 g'ye çıkartılmış olduğu kesinleşirse 8 şiddetindeki bir depremde de bir problem olması beklenmemektedir. Sözkonusu deprem şiddetleri büyük ve ciddi depremleri ifade etmektedir. Bu düzeydeki depremler normal yerleşim yerlerinde yıkıcı ve ağır hasar verici etkiye sahip depremlerdir. Metzamorun durumu gözönüne alındığında sıradan orta büyüklükte depremler açısından endişe edilecek bir durum olmadığı söylenebilir. 1992-93 yıllarında İtalyanlar tarafından yapılan ve UAEA tarafından kontrol edilen bir çalışma ile Metzamor'a 5 km'lik bir yarıçap içerisinde yetkin bir fay bulunmadığı belirlenmiştir.
İyileştirme faaliyetlerine ilişkin olarak uluslararası düzeyde yapılan teknik ve mali yardımların koordinasyonu amacıyla Aralık 2005'de UAEA merkezinde bir toplantı yapılmıştır. Toplantının katılımcıları Ermenistan ve UAEA temsilcileri ile teknik ve mali yardımda bulunan ABD, Avrupa Birliği, Rusya ve İngiltere temsilcileridir. Toplantı sonrasında, teknik ve mali yardımların eşgüdüm altında düzenli bir şekilde yapılarak iyileştirme faaliyetlerinde daha verimli ve süratli olunması amacına yönelik olarak bu yardımların koordinasyonu ile UAEA görevlendirilmiştir. Bu gelişme Metzamor nükleer santralının 2016'ya dek çalıştırılmasının ABD ve AB tarafından zımnen kabul edilmiş olduğu anlamına gelmektedir.
Bu koordinasyon kapsamında UAEA 2006 yılı içerisinde 2 ayrı uzman heyetinin Metzamor'u inceleyerek, özellikle sismik ve tasarım hususlarında durum değerlendirmesi yapılmasını ve bir çalışma programı oluşturularak önceliklerin belirlenmesini öngörmüştür. Bu heyetler Nisan ve Temmuz aylarında metzamor'da inceleme çalışmaları yapmışlardır. TAEK, konuya ilişkin gelişmeleri Viyana Daimi Temsilciliğimiz aracılığıyla yakından takip etmektedir.
Uluslararası platformlarda Metzamor
Nükleer santralların güvenliğine ilişkin tek uluslararası platform ülkemizin ve Ermenistan'ın da taraf olduğu toplam 54 üyeli Nükleer Güvenlik Sözleşmesi (NGS) platformudur. Bu Sözleşmeye göre taraf ülkeler sahip oldukları nükleer santralları uluslararası standartlara uygun olarak inşa edecek ve işletecekler, santralları buna uymuyorsa düzeltmek için gerekli tüm tedbirleri alacaklar, bu tedbirleri almak pratikte mümkün değilse veya alamıyorlarsa sorunlu santrallarını kapatacaklardır. Bununla birlikte, Ermenistan NGS'nin 6. Maddesinde varolan "... reaktörü kapatmanın zamanı belirlenirken ekonomik ve sosyal etkilerinin yanı sıra ülkenin enerji genel durumu ve muhtemel alternatifler de dikkate alınabilir" hükmünün getirdiği olanaktan yararlanmaktadır. Sözleşmede bu hüküm varolduğu sürece, Ermenistan reaktörlerinin bu Sözleşme kapsamında kapatılması mümkün gözükmemektedir.
Bu koşullarda, sadece, reaktör güvenliğinin mümkün mertebe iyileştirilmesi çalışmalarının daha ciddi ve süratli bir şekilde yapılmasına yönelik bir baskı sağlanabilmektedir. NGS kapsamında sunulan bilgiler dışında, UAEA uzman heyetlerinin bu santrallarla ilgili çalışmaları da yakından takip edilmektedir. UAEA, kuruluş yasası gereği bu konularda herhangi bir yetkiye veya yaptırım gücüne sahip değildir. Sadece iyileştirme çalışmalarına teknik yardım sağlayabilmekte ve diğer yardımları koordine etmektedir.
Ancak, Metzamor nükleer santralının güvenliği Temmuz 2006'da yapılan G8 zirvesinde kapsamlı bir şekilde ele alınmış ve UAEA'nın da temsil edildiği Nükleer Güvenlik ve Emniyet Çalışma Grubu Ermenistan'dan Metzamor santrali kapatılana ve sökülene kadar güvenlik iyileştirmeleri için gereken tüm kaynakları sağlamasını, sistematik bir yaklaşımla güvenlik iyileştirme programını sürdürmesini, düzenleyici kuruluş olan ANRA'ya gerekli tüm yetki ve kaynakların verilmesini ve işletmeden çıkarma için gereken fonların sağlanmasını talep etmişlerdir.
Metzamor'da olası bir kaza sonrası alınacak önlemlere yönelik altyapı
Ermenistan hükümetinin 1992 yılı sonunda resmi olarak 2. üniteyi tekrar açma kararı alacağının duyulmasından itibaren Kurumumuz Metzamor reaktörlerini teknik açıdan incelemeye almış ve ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyon içerisinde bu reaktörlerde meydana gelebilecek olası bir kaza sonrası ülkemizde alınması gereken önlemlerin altyapısına yönelik faaliyetlere hız vermiştir.
Metzamor Nükleer Reaktörü'nde olası bir kaza sonrası acil önlem alınması gerekebilecek bölgeler, uluslararası standartlar ve deneyimler de gözönünde tutularak belirlenmiştir. Bu bilgiler ışığında herhangi bir nükleer kaza sonrası, sorumluluğu olan tüm bakanlık, kurum ve kuruluşlar bu bölgeler için üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmek üzere altyapılarını hazırlamışlardır. Bu altyapılar gerek uluslararası tatbikatlar gerekse de ulusal tatbikatlar ile birçok kez sınanmıştır. Bu tatbikatlardan edinilen tecrübe ve diğer bilimsel gelişmeler ışığında altyapıların güçlendirilmesi çalışmaları devam etmektedir. Herhangi bir olası kaza sonrası halkın ve çevrenin etkin bir şekilde korunmasının en önemli adımlarından biri de , acil duruma müdahale edecek iyi eğitilmiş ve yeterli cihazlarla donanmış personelin varolmasıdır. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu bu bağlamda gerek kendi içinde elemanların eğitimi ve teçhizatlandırılması, gerekse de diğer kurum ve kuruluşların elemanlarının eğitimini giderek artan bir şekilde devam ettirmektedir.
Herhangi bir nükleer kaza sonrası, alınacak önlemler ve bunların uygulamaya geçirilmesi hakkında TAEK, ilgili tüm bakanlık kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerini sürdürmektedir. Metzamor'a yakın bölge illerinde konuya ilişkin seminerler, bölge illerine gönderilen afiş ve diğer bilgilendirme dokümanları bu çalışmanın önemli aktiviteleridir.
Olası bir nükleer kaza sonrası etkin müdahalenin diğer önemli bir parçası, kaza ile ilgili bilgilerin zamanında ve doğru alınmasıdır. Bu amaç doğrultusunda Ülkemiz nükleer kazaların erken bildirilmesine yönelik tüm uluslararası sözleşmelere taraftır. İlaveten, komşu ülkelerdeki nükleer güç santrallarının yerleri ve meteorolojik koşullar da gözönüne alınarak, tamamen TAEK üretimi bir ulusal erken uyarı sistemi (RESA- Türkiye Radyasyon Erken Uyarı Sistemi Ağı) kurulmuştur. Bu sistem, 24 saat kesintisiz olarak çalışmakta ve Türkiye sathında kurulu 78 istasyon vasıtası ile bölgelerdeki radyasyon düzeylerini sürekli kontrol etmektedir. Havadaki gama radyasyonundaki artış uyarı eşik değerinin üzerine çıktığında sistem Ankara'daki TAEK Kriz Merkezini otomatik olarak uyarmaktadır. İstasyonlarımız Metzamor'a yakın bölgelerde yoğun olarak (14 adet) konuşlandırılmış durumdadır.
Metzamor reaktörünün etkilemesi mümkün bölgelerin düzenli takibi için TAEK ve diğer ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar yaygın bir altyapı oluşturmuşlardır. Kars ilinde Kafkas Üniversitesi ile işbirliği içerisinde sürekli çevresel ölçüm ve değerlendirmelerin yapılacağı bir laboratuar 2005 yılında kurulmuştur. Halihazırda bu laboratuvarda toprak, bitki ve gıda örneklerinin analizleri yapılmaktadır. Çevre ve Orman Bakanlığı ve TAEK Metzamor'a yakın 4 ilimizden 6 ayda bir toprak ve yeraltı, yerüstü ve şebeke suyu örnekleri toplamakta ve radyoaktivite analizleri yapmaktadır. Bu çalışma 2006 yılında 81 ilimizi kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Ayrıca, Tarım ve Köyişleri Bakanlığımız ve TAEK işbirliği ile 2005 yılından itibaren 81 ilimizde bitkisel ve hayvansal gıda örnekleri toplanmakta ve radyoaktivite analizleri yapmaktadır. TAEK ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığımız arasında 2006 yılında yapılan bir toplantı sonucunda da Metzamor'a yakın illerde gıda numunesi alma sıklığı ile alınan numunelerin çeşitliliğinin artırılması kararlaştırılmıştır.
Şimdiye kadar yapılan tüm radyoaktivite analizlerinde ve RESA istasyonlarının ölçümlerinde doğal seviyenin üzerinde bir radyoaktive ya da radyasyon seviyesine rastlanmamıştır.

RESA İstasyonları: Halen işler halde 78 istasyon bulunmaktadır.
Tüm Sorular